Suriye'de Hayat Tahrir el Şam (HTŞ) yönetimi, tüm silahlı grupları feshederek yeni hükümete katılım çağrısı yaptı. Bu çağrı ile birlikte eski rejim askerleri ve memurlar, silahlarını teslim edip af alabilmek için uzlaşma merkezlerinde uzun kuyruklar oluşturdu. HTŞ, Suriye'deki geçici yönetim olarak, silah bırakan eski rejim üyelerine yeni kimlikler vererek "genel af" hakkı tanıdı, ancak bu af, kişilerin daha önce ciddi suçlar işlemiş olmamaları koşuluna bağlıydı.

Suriye'deki fiili lider Ahmet el Şaraa'nın emriyle, silahı olan herkesin yeni hükümete silahlarını teslim etmesi istendi. Bu kuyrukta yalnızca HTŞ'ye bağlı militanlar değil, Esad rejimi güçleri de bulunuyordu. Eski askerler, polisler ve memurlar, silahlarını teslim ederek yeni kimlik alarak Suriye halkının arasına karışmayı umuyordu.

Bazı eski rejim askerleri, silahlarını bırakma kararı alırken, geçmişteki görevlerinin ve Esad rejimiyle olan bağlarının etkilerini de görüyordu. Uzlaşma merkezlerinde, Beşar Esad'ın portreleri ve eski Suriye bayraklarının bulunduğu, bu semboller üzerine basmaları gereken kişilerin zorlandığı da dikkat çeken bir diğer nokta oldu.

Birçok eski asker, silah bırakma kararlarını, yaşadıkları zorluklar ve rejimin işlediği suçlardan uzaklaşma isteğiyle aldıklarını ifade etti. Silah bırakan eski askerlerden Muhammed el-Nadif, "Rejimin kötü işlerine katılmadım, yaptıklarını aşağılık buluyorum. Suriyelilere karşı işlenen katliamların ve suçların bir parçası olmamak için her şeyi yaptım," dedi. Aynı şekilde, eski asker Muhammed Ramazan da "Ailemi doyuracak kadar maaşım yoktu. O zaman düşündüm, neden öleyim, neden savaşayım?" diyerek eski rejimin işlediği suçlardan uzaklaşma gerekçesini belirtti.

Yirmi dört yıl boyunca orduda görev yapan Sümer el-Hamvi ise, “Çoğu insan hiçbir şey bilmiyor. Ben Seydnaya'da ya da diğer hapishanelerde ne olduğunu bilmiyorum,” diyerek, savaşın ve rejimin karanlık yüzünden habersiz birçok askerin bulunduğunu belirtti.